Ülkemizin önemli sorunlarından biri trafik sorunudur. Trafik sorununun bir çok yönü olduğu muhakkaktır. Bir çok defalar duyduğumuz bir tanımlamada trafik teröründen bahsedilmektedir. Trafik Kazalarında kaybedilen insan sayısı ve yol açtığı maddi kayıpların büyüklüğü böyle bir tanımlamaya neden olmaktadır. Trafik kazaları neticesinde kazaların oluşunda sürücü, yaya ve yolcu olarak insan faktörü % 99,10 gibi çok büyük bir kusur payı ile birinci derecede sorumlu görülmektedir. Bu sebeple konuyla ilgi şikayetler ve davalar idari ve adli makamları meşgul etmektedir.
Belirttiğimiz üzere trafik kazalarından kaynaklanan sorunların, konuların çok yönü bulunmaktadır.
Bu sebeple bu günkü yazımızda trafik kazalarından kaynaklanan davaların önemli meselelerinden biri olan MOTORLU ARAÇ KAZALARINDAN DOĞAN TAZMİNATLARDA ZAMAN AŞIMI KONUSUNU ana hatları ile inceliyoruz. Trafik kazaları nedeniyle oluşan zararların tazmini için açılacak davaların zamanaşımı süresi geçmeden açılması gerekmektedir. Aksi halde uğranılan zararın tazmin edilmesi mümkün olmaz. Hakkımız olan bir talebi elde edememeye yol açabilen zamanaşımı konusu önemli hukuki meselelerden biridir.
Zamanaşımı, bir istek veya dava hakkının yasada belirtilen süre içinde kullanılmaması halinde usul hukukunca öngörülen biçimde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur.Bu konuyu bütün ayrıntıları ile bir yazıda ortaya koymak mümkün değildir. Ancak önemli başlıklarına fikir vermesi açısından dikkat çekmek istiyoruz. Ayrıca her olayın durumuna göre incelenmesi gerektiğinin gözönünde bulundurulması gerektiğini de hatırlatıyoruz. Başınıza gelen olaydaki farklı bir ayrıntı olaya uygulanacak yasal hükmü değiştirebilir. Bu sebeple her zaman somut olay için konunun uzmanına danışmak gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 109/1-2 maddesinde; “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu MADDE 72 – “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”
Madde metinlerinden açıkça anlaşılacağı gibi madde metinlerinde üç ayrı zamanaşımı süresi belirlenmiştir.
Bunlar:
1- ZARAR GÖRENİN ‘ZARAR’I VE ‘FAİL’İ ÖĞRENDİĞİ TARİHTEN İTİBAREN İŞLEMEYE BAŞLAYACAK OLAN 2 YILLIK ZAMANAŞIMI ;
2- FİİLİN İŞLENDİĞİ TARİHTEN İTİBAREN İŞLEYECEK 10 YILLIK ZAMANAŞIMI (KESİN SÜRE)
3- FİİLİN AYNI ZAMANDA SUÇ OLUŞTURDUĞU DURUMLARDA FİİLİN İŞLENDİĞİ TARİHTEN İTİBAREN UYGULANACAK OLAN CEZA DAVASI ZAMANAŞIMI (UZAMIŞ ZAMANAŞIMI) süreleridir.
YAZININ DEVAMI AŞAĞIDA, YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI…… başlıklı yazıdadır